VENÜS AKREP BURCUNDA!

VENÜS AKREP BURCUNDA!

Idil - 14.09.2026

Sevgi Kodları atölyesinin tarihini belirlemeye çalışırken geçen hafta arkadaşım Stephanie’nin Venus’ün Akrep burcuna girmesiyle ilgili yazdığı muhteşem bir yazıyı mail olarak aldım. Normalde maillerime bakmam ve bir sürü okunmamış mailim vardır ama Akrep burcu ve Venus ikilisinin ismi yan yana dikkatimi çekti ve şu yazıyı bir okuyayım dedim, iyi ki okumuşum. Sevgi Kodları Atölyesinin tanıtım yazısı gibi bir şey olmuş Vanüs’ün Akrep’le 4 aylık yolculuğunun tam olarak sevgi ve değer kodlarınızı görmeniz ve değiştirmeniz için ne kadar elverişli bir dönem olduğunu anlatmış, adeta gezegenler size hadi dönüştür sevgi kodlarını ve değiştir ilişkileri yaşayış biçimini, aldığın sevginin kalitesi yükselsin diye çalışmanız için yalvarıyor! 

Yazının çevirisini aşağıda bulabilirsiniz! 

Geçtiğimiz hafta Venüs, hayatımızı sarsacak ve birçok şeyi değiştirecek dört aylık bir sürecin başlangıcını yaptı.

Ve söz konusu Venüs olduğunda, bu hikâyenin merkezinde ilişkilerimiz var demektir.
Romantik ilişkilerimiz, arkadaşlıklarımız, ailemizle olan bağlarımız, içinde bulunduğumuz topluluklarla ilişkilerimiz ve hatta kendimizle kurduğumuz ilişki…

Venüs, kendi yönettiği burçlardan biri olan Terazi’de oldukça rahat bir şekilde ilerlemekteydi, ancak 10 Eylül’de Venüs Akrep burcuna geçti.

Venüs, Akrep’te kendini pek rahat hissetmez. Bu nedenle, hikâyenin daha sarsıcı, dönüştürücü ve alışılmışın dışına çıkan kısmı da tam burada başlıyor.

Venüs; ilişkileri, aşkı, zevki, arzuları, parayı, değerlerimizi ve alışverişi/paylaşımı yönetir.

Akrep burcunda Venüs bize şu soruları sorar:

“Benim için gerçekten ne değerli?”
“Ne istiyorum?”
“Ne vermeye hazırım?”
“Karşılığında ne bekliyorum?”

Terazi’de Venüs dengeyi, karşılıklılığı ve uyumu ister. Akrep ise bunun altında yatan gerçeği görmek ister. Güven. Savunmasızlık. Bağlılık. İhanet. Ortak kaynaklar. Bağımlılık. Güç. Her zaman yüzleşmek istemediğimiz ama yine de sevme biçimimizi şekillendiren şeyler… Yani Sevgi Kodlarınız…

Venüs’ün Akrep’teki rahatsızlığı bununla da bitmiyor.

15 Eylül’de Venüs, bu hikâye boyunca Plüton’la üç kez gerçekleşecek kare açının ilkini yapıyor. Plüton, Akrep burcunun yöneticisidir.

Eğer astrolojiye aşina değilseniz, kare açı, iki gezegenin gökyüzünde yaklaşık 90 derecelik bir açıyla birbirinden ayrılması ve enerjileri arasında bir gerilim oluşturması anlamına gelir. Yani bir şeyin değişmesi gerekir. Plüton, Venüs’ü ve dolayısıyla bizi yeraltı dünyasına götürür. Güç. Kontrol. Sırlar. Korku. Takıntı. Ve görünenin altında işleyen, hatta onun da altında saklanan asıl kalıplar…

Bu yüzden Venüs kare Plüton bize yalnızca:

“Bu ilişki yürüyor mu?”

sorusunu sormaz.

Asıl sorduğu soru şudur:

“Bu ilişkinin altında gerçekte ne var?”

Peki, bunu besleyen şey ne?

Sevmeyi bu şekilde öğrenmeme neden olan şey neydi?

Bu alışverişten ne elde ediyorum ve bunun bana bedeli ne oluyor?

Bu, üç kare açının ilki.

Ve ilk kez, bize yüzeyde görünenin ötesine geçip köküne bakmamız isteniyor.

Ardından 3 Ekim’de Venüs, Akrep burcunda retroya giriyor.

Retro, bir gezegenin gökyüzünde geriye doğru hareket ediyormuş gibi görünmesi anlamına gelir. Astrolojide ise retro dönemlerini genellikle geçmişi gözden geçirme, geri dönme ve yeniden değerlendirme süreçleriyle ilişkilendiririz.

Akrep’teki Venüs retrosu bize şu soruyu sordurur:

“Ne oldu?” değil.
“Bu dinamik en başından beri neden vardı?”

“O ne yaptı?” değil.
“Beni burada tutan; aşk, sadakat, değer, güven ve ait olmak hakkında hangi inançlara sahibim?”

Bu, bir başkasının yaptığı şeylerin sorumluluğunu üstlenmekle ilgili değil.

Asıl mesele, kendi gücümüzün ve seçim hakkımızın hâlâ nerede olduğunu bulmak.

Kendimizi içinde bulduğumuz durumun altında yatan “neden”i keşfetmek.

Ve ardından Merkür bu hikâyeye dahil oluyor.

Merkür; iletişimi, düşünceleri, dili, bilgiyi ve kendimize anlattığımız hikâyeleri yönetir.

30 Eylül’de Merkür Akrep burcuna geçiyor ve 6 Ekim’de burada retro hareketindeki Venüs ile buluşuyor.

Venüs’ün ortaya çıkardığı şeylere, Merkür kelimeler kazandırıyor.

Yaşananlarla, karşımızdaki kişiyle ya da kendimizle ilgili nasıl bir hikâye anlatıyorum? Ardından 24 Ekim’de Merkür, Akrep burcunda kendi retrosuna başlıyor. Artık yalnızca ilişkimizi yeniden gözden geçirmiyoruz. Tüm bunların arkasındaki hikâyeyi de yeniden ele alıyoruz.

Venüs soruyor:
“Şu anda benim için ne değerli?”

Merkür soruyor:
“Geçmişten beri anlattığım bu hikâye hâlâ doğru mu?”

Akrep soruyor:
“Ben aslında neyi korumaya çalışıyorum?”

Bu sırada Venüs, Plüton’la olan konuşmasına devam ediyor. 20 Ekim’de Venüs retrosu, Plüton’la ikinci kez kare açı yapıyor. Bir kez daha köküne dönüyor ve onu yeniden inceliyoruz. Çünkü bir kalıbı fark etmekle, o kalıbı gerçekten anlamak aynı şey değildir. Eylül ayında anladığımızı düşündüğümüz şey, şimdi bize daha derin bir katmanını gösterebilir.

Ardından 13 Kasım’da hem Venüs hem de Merkür retro hareketlerini sonlandırarak yeniden direkt harekete geçiyor. Böylece ilişki ve onun arkasındaki hikâye birlikte ilerlemeye başlıyor. Ve bu kez yanlarında, bu derin yolculuk sırasında ortaya çıkan farkındalıkları, gerçekleri ve değişen değerleri taşıyorlar.

Görülen artık görülmemiş gibi yapılamaz.
Adı konulan şeyler artık adı konulmamış gibi bırakılamaz.

9 Aralık’ta Venüs, Plüton’la üçüncü ve son kez kare açı yapıyor. Eylül ayında başlayan aynı konuşmaya geri dönüyoruz. Ancak bu kez karşımızda aynı kişi yok. Yeraltı dünyasının derinliklerinden yeni çıkmış, bir zamanlar gömülü kalmış gerçekle yüzleşmiş ve artık kendi hikâyemizi bu gerçekle yeniden anlatan bir hâlimiz var. Venüs aşkı, güzelliği, hazzı ve bolluğu ister. Plüton ise hazinelerin nerede gömülü olduğunu bilir. Venüs’ün vaat ettiği şeylere ulaşmak istiyorsak, bazen onları kökünde bulabilmek için Plüton’un peşinden yeraltına inmemiz gerekir.

10 Eylül: Aşağıya in.
15 Eylül: Gör.
30 Eylül: Hikâyeyi oku.
6 Ekim: Bulduğunun adını koy.
20 Ekim: Daha derine in.
13 Kasım: Onu hayatında ileriye taşı.
9 Aralık: Onunla yeniden karşılaş.

Venüs geçtiğimiz hafta Akrep burcuna girdi ve senden dikkatini vermeni istiyor.

Çünkü önümüzdeki süreç, yalnızca ilişkilerimizi değil; sevgiye, değere, güce ve kendimize dair inandığımız şeyleri de yeniden şekillendirebilir.

Yüzeye çıkan şeyleri fark et.

Bir anda görmezden gelmenin zorlaştığı şeylere dikkat et. Bulunduğun noktayı anlamlandırabilmek için kendine anlattığın hikâyeleri fark et. Ve bir şey dallarda, yani yüzeyde ortaya çıktığında, orada durma isteğine karşı koy. Onu köküne kadar takip et.

Persephone de yeraltı dünyasına indi ve orada meyveyi de buldu. 

Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır.

Belki de yıldızlar bizden Persephone olmamızı istiyor: Kendi isteğimizle derinlere inmeyi, karanlığın içinde bizi bekleyen şeyi bulmayı ve ardından, bir sonraki dönemin tohumlarını yanımızda taşıyarak yeniden yüzeye çıkmayı…

Stephanie Schafer

Abone olmak isterseniz size Stephanie ve kız kardeşi Beth’in web sitesini bırakıyorum:

https://serpentandthedove.com/ 

Kendilerini aynı zamanda İngilitere’de çok güzel inzivalar düzenlemektedirler! İnziva tarihlerine de göz atabilirsiniz.

Sevgi Kodları Atölyemiz 2 Kasım Pazartesi başlayacaktır. Afişi yakında paylaşacağız. Ön görüşme için bizimle iletişime geçebilirsiniz!